14971413_10153856242401502_1765750859_n

Bulgaristan’da 6 Kasım 2016 tarihinde cumhurbaşkanlığı seçimleri gerçekleştirilecek.

Bu seçim birkaç açıdan önemlidir: Birincisi, Bulgaristan’da devletin başı olarak 5 yıl görev yapacak olan ismin belli olması nedeniyle sembolik bir anlamı var. İkincisi, parlamentodaki partilerin güncel oy değerlerini görmek bakımından önem taşımaktadır. Buna bağlı olarak, üçüncüsü seçim sonucu itibarıyla ülkede erken genel seçimin olup olmayacağını göstermesi açısından işlevsel bir anlama sahiptir.

Seçimde 23 kişinin yarışacağı dikkate alındığında, aday enflasyonu rahatlıkla anlaşılabilir. Öyle ki bu sayı Bulgaristan siyasal hayatı için rekor niteliğindedir. Esasen aday sayısının fazlalığı ülkedeki siyasi atmosferin istikrarsızlığını ve kaygan zeminini göstermektedir. Parlamentonun parçalı yapısına ilaveten koalisyonu oluşturan partilerin dahi kendi cumhurbaşkanı adaylarını çıkarması belirtilen tabloyu ve uzlaşı yetersizliğini doğrulamaktadır. Bu durum seçilecek adayın oldukça zor bir konjonktür de görev yapacağı anlamına gelmektedir.

14914716_10153856240191502_464044131_n

Adaylara geçmeden önce, belirtmek gerekir ki seçimin ilk kaybedeni mevcut cumhurbaşkanı RosenPlevneliev’dir. Demokrat kimliği, Avro-Atlantik değerlere yakınlığı, 2013’teki siyasi krizde halkı birleştirici misyonu gibi özelliklerine karşın, partisi GERB tarafından aday gösterilmeyen Plevneliev, aynı zamanda Bulgaristan için mutlak bir kayıp olarak değerlendirilebilir. Ancak Haziran 2016’da Avrupa Parlamentosu’ndaki konuşmasından hareketle Plevneliev’e AB kurumlarında yeni bir görev bulunması olasıdır.

Adayların Durumu

Seçim için öne çıkan adaylar ise şu şekildedir:

TsetskaTsaçeva (GERB-DOST)

Rumen Radev (BSP)

PlamenOreşarski (DPS)

TrayçoTraykov (RB)

İvayloKalfin (ABV)

KrasimirKarakaçanov (VMRO-Ataka-NFSB)

14924000_10153856250486502_1821660633_o

GERB’in adayı Tsaçeva hukukçu kimliği ve Batı’ya yakınlığı ile ön plana çıkarken, seçimin 1. turunu ilk sırada tamamlaması ancak yüzde 50’yi aşamaması beklenmektedir. Tsaçeva, esasen GERB’in adayı olsa da yeni kurulan ve üyelerinin çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu DOST partisi tarafından da desteklenmektedir. Siyasi desteğin yanı sıra Tsaçeva’nın en büyük avantajı kadın aday olmasıdır. Öyle ki 1994’te Renetaİndjova’nın 3 aylık geçici hükümetteki sembolik Başbakanlığı dışında Bulgaristan siyasal yaşamında hiçbir kadın cumhurbaşkanlığı veya başbakanlık makamında görev yapmamıştır. Öte yandan, Tsaçeva kabinenin diğer ortağı Reformcu Blok’un adayı Traykov ile birlikte Batı’ya en yakın aday durumundadır.

2014-2016 arası dönemde Bulgar Hava Kuvvetleri komutanı olarak görev yapan Rumen Radev sosyalistlerin adayı olurken, Tsaçeva’nın en güçlü rakibi konumundadır. BSP’nin son iki seçimde bölünen ve azalan gücüne tezat nitelikte Radev güçlü bir aday olarak öne çıkmakta ve BSP’nin daha çok ikinci tur yatırımı gibi gözükmektedir.

DPS veya Türkiye’de bilinen adıyla Hak ve Özgürlükler Hareketi, 2013-2014 döneminde kendisiyle birlikte BSP ve aşırı milliyetçi Ataka ile beraber yer aldığı koalisyon hükümetinin Başbakanı PlamenOreşarski’yi desteklemektedir. Teknokrat ve ekonomist yönü ön plana çıkan Oreşarski esas itibarıyla DPS onursal başkanı Ahmed Doğan’ın adayı durumundadır. DPS ülkedeki varlık gerekçesini Türk azınlığa borçlu olmasına karşın kendi partisinden olmayan etnik bir Bulgar’ı aday göstermiştir. Aday tercihi DPS’nin geleneksel eğilimini yansıtmakla birlikte, son 10 aylık politikasını da doğal sonucu niteliğindedir. Oreşarski’nin 2. tura kalması beklenmemektedir.

GERB ile aday seçimi konusunda uzlaşamayan Reformcu Blok, Traykov’u aday olarak göstermiştir. Traykov’unGERB’in ilk hükümetinde 2009-2012 arasında bakanlık yaparak Borisov’un yakın çalışma arkadaşı olduğunu belirtmek gerekir. İvayloKalfin ise BSP’den ayrılan grubun kurduğu ABV’nin adayı durumundadır. Kalfin 2011’deki cumhurbaşkanlığı seçiminde BSP ve DPS’nin adayı olarak Plevneliev ile ikinci tura kalmış ancak seçimi kaybetmiştir. Bu seçimi de kaybetmesine kesin gözüyle bakılmaktadır. Hâlihazırda ABV’de görev yapan ve Borisov-II kabinesinde bakan olarak bulunan Kalfin, BSP’nin aday seçiminde tek taraflı tutumuna tepki olarak ortaya çıkmıştır. Diğer taraftan, seçim öncesinde Bulgaristan siyasetinde birbirinin türevi niteliğinde olan ve aşırı milliyetçi eğilimleri yansıtan VMRO, Ataka ve NFSB’nin ortak aday olarak VMRO lideri Karakaçanov’un üzerinde anlaştığı görülmüştür. Karakaçanov’un tarihçi ve eski DS ajanı olduğunu belirtmek gerekir. Ataka lideri Siderov’un dahi ortak aday konusunda ikna olması aşırı milliyetçiler arasında kısa vadede yeni koalisyonların yapılabileceğini göstermektedir. Zira özellikle VMRO ve Ataka baraj sorunu yaşamaktadır. Bulgaristan siyasal hayatında çoğunluk partileri genel olarak kendi aralarında muhafazakâr veya sosyal demokratlar şeklinde ayrılsalar da özü itibarıyla neredeyse tamamı milliyetçi eğilime sahiptir. Ataka, VMRO ve NFSB’yi aşırı milliyetçi yapan özellikleri azınlık karşıtı yaklaşımları ile sıklıkla nefret söyleminde bulunmalarıdır.

Son olarak DOST partisine değinmek gerekir. Aralık 2015’te DPS’nin genel başkanı iken ihraç edilen Lütfi Mestan ve peşi sıra istifa eden 5 milletvekilinin öncülüğünde kurulan DOST, isminin Türkçe olması nedeniyle tescil sorunu yaşasa da Temmuz 2016’da İstinaf Mahkemesince onaylanmıştır. Seçime hazırlıksız yakalanan Parti, teşkilatlanmasını tamamlayamadığından aday göstermemiştir. Bu bağlamda DOST, Avro-Atlantik çizgisine yakın ve güçlü aday olarak gördüğü Tsaçeva’yı destekleyeceğini ilan etmiştir. Borisov’unDOST’un desteğini “ne kabul edebilirim ne reddedebilirim” açıklaması, GERB’inTsaçeva aleyhine ülkede kamuoyunda oluşabilecek eleştirileri önleme amacı taşımakla birlikte, DOST ile örtülü seçim ittifakını da yansıtmaktadır.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde 2. tura gidilmesine kesin gözüyle bakılmaktadır. Zira hiçbir aday, partisinin potansiyeli dikkate alındığında ilk turda yüzde 50’nin üzerine çıkabilecek durumda değildir. Bu bağlamda gerek seçim kampanyaları gerek kamuoyu araştırma şirketlerinin sonuçları, Tsaçeva ve Radev’i 2. tur rakibi olarak göstermektedir. Dolayısıyla ikinci turda olası ittifaklar seçim sonucunu belirleyecektir. Tsaçeva ilk turu kazanamazsa hükümetin istifası, ikinci turu kazanamazsa hükümetin büyük yara alacağı dikkate alınırsa, ikinci turda GERB-DOST eksenine RB’nin de katılması muhtemeldir. Ancak bunun da yeterli olmaması halinde HÖH’ünTsaçeva’yı desteklemeyeceğini açıklayan Borisov’un, Bulgar milliyetçilerinin kapısını çalması olasıdır. Bu noktada Borisov’a aşırı milliyetçilerin desteği, GERB’in Türkiye ile iyi ilişkilere sahip olan DOST ile arasına koyduğu mesafeyle doğrudan ilintili olacaktır. Borisov’un DOST desteğine yönelik temkinli açıklamaları bu nedenle gerçekleşmektedir. Ayrıca GERB’in ve Tsaçeva’nınBSP’nin adayına oy vermek istemeyen bütün seçmenlere hitap edeceği dikkate alınmalıdır. Bu seçim DOST için de sembolik bir göstergeye sahiptir. Doğrudan aday çıkaramadığından ve GERB gibi güçlü bir partinin adayı Tsaçeva’nın yanında yer aldığından DOST’un net oylarını tespit etmek mümkün olamayacaktır. Ancak Türklerin yoğun olarak yaşadığı şehirlerde GERB’e 2014’te çıkan oy ile Tsaçeva’nın oylarını karşılaştırmak ipucu verecektir.

Rumen Radev ise asker kökenli olması nedeniyle BSP’nin yanı sıra Bulgar milliyetçilerine de hitap etmektedir. Her milliyetçi akım gibi ordusunu ayrı bir noktada konumlandıran Bulgar milliyetçileri Radev’e yönelebilir. GERB’in DOST ile örtülü ittifakı bu yönelimi hızlandırabilir. DPS’nin tutumu bu bağlamda önemlidir. DPS, GERB’e rağmen Tsaçeva’ya yönelirse azınlık oyları bağlamında rakibi DOST’un gücünü azaltmak için olacaktır. Ancak 2. turda Radev’e yönelmesi daha olasıdır. Zira BSP ile DPS’nin ortak koalisyon geçmişinin yanı sıra ölçeği farklı olmakla beraber Rusya yanlılığı bulunmaktadır. ABV’nin de Radev’e yakın durması halinde BSP’nin adayı cumhurbaşkanı olabilir. Bu sonuç oyları eriyen BSP’nin hızla toparlanmasını sağlayabilir.

Seçimde önemli olan bir diğer nokta, Roman ve yurtdışı oylarıdır. Romanların 6 siyasi partiye bölünmüş olmaları ve oy ticaretinin bu grup arasında yaygın olması sağlıklı bir değerlendirmeyi engellemektedir. Daha önceki seçimlerde Romanların BSP ve son genel seçimde ise DPS yönünde hareket ettikleri görülmüştür. Ancak GERB’in Romanlara yönelik açılımı ile Mestan’ın Roman oylarını DOST’aentegre çalışmalarının henüz test edilmediğini not etmek gerekir. Yurtdışında yaşayan Bulgaristan vatandaşlarına yönelik son düzenlemeyle getirilen sınırlama AB dışındaki ülkelerde ve özellikle Türkiye’deki Bulgaristan vatandaşlarını hedeflemiştir. Bu bağlamda bu ülkelerde en fazla 35 sandık açılabilmesi hususu cumhurbaşkanlığı seçiminde Tsaçeva’nın aleyhine bir durum olmuştur. Bu düzenlemenin uzun vadede ABD’den oy alan GERB’e ve Türkiye’deki oyların güçlü talibi DOST’a zarar vereceği açıktır.

Diğer taraftan, 6 Kasım Bulgaristan cumhurbaşkanlığı seçimi sadece adaylar arasında rekabet değil, aynı zamanda Batı ile Rusya arasında güç mücadelesi görünümündedir. Ancak öne çıkan adayların neredeyse tamamı Ukrayna krizi nedeniyle AB’nin Rusya’ya uyguladığı yaptırımların Bulgaristan’a zarar verdiği noktasında hemfikir. Adayların söylemlerinin yanı sıra genel olarak Sofya yönetiminin bu tutumu AB yetkililerini endişelendirmektedir. Ne var ki AB’nin en fakir ülkesi olan Bulgaristan, bu konuda Brüksel’i tamamen karşına alamamaktadır.

Belirtilen adayların neredeyse tamamı Rusya’ya uzak olmayan isimlerdir. Batı yanlısı olarak değerlendirilen Tsaçeva dahi Bulgaristan dış politikasında AB ve NATO dışında bir alternatif görmediğini belirtmesine karşın, AB’nin Rusya’ya uyguladığı yaptırımları eleştirmiştir. Aynı durum BSP’de de kendisini göstermektedir. Bu noktada, GERB ile BSP arasındaki fark, BSP’nin Rusya’ya söylem olarak daha fazla vurguda bulunmasındadır. Dolayısıyla adayların Bulgar halkının geleneksel Rus sempatisini yok sayamayacağını da dikkate almak lazımdır. Bu durum AB ve NATO üyeliğinin zihinlerde bir dönüşüm yaratamadığını, Bulgaristan’ın her iki örgüte üyeliğe de pragmatik gerekçelerle kullandığını göstermektedir. Aslında seçimi kim kazanırsa kazansın AB ve NATO değerlerine bağlılığını ilan edecektir. Ancak Batı’nın ötekisi olan Rusya’nın halen Bulgaristan’daki kamuoyu desteği, siyasi ve ekonomik (enerji, turizm) açılardan güçlü konumu AB entegrasyonunun derinliğini sorgulatmaktadır.

Kırcaali Haber’e değerlendirmelerde bulunan, Trakya Üniversitesi Balkan Araştırma Enstitüsü’ndenYrd. Doç. Dr. Kader ÖZLEM’in bu konuda ki geliştirdiği fikirleri ve gözlemlediği düşünceleri oldukça çarpıcı ve önemlidir.

Haber: Veysel Kavrayan

[email protected]

03.11.2016 11:00 127 dəfə baxılıb