veysel-kavrayan_415

 

Veysel Kavlayan yazıyor

Dağlık Karabağ, hukuken Azerbaycan sınırları içinde bulunan, ancak fiilen Ermenistan tarafından işgal edilmiş olan bir bölge.

Burada yaşayan Azerbaycanlıların tamamı ya öldürülerek, ya da göçe zorlanarak yok edilmiş. Bu insanlık trajedisine 20 yıldır çare bulunamıyor.
Sovyetler Birliğinin dağılma süreci devam ederken Ermenistan ile Azerbaycan arasında patlak veren Dağlık Karabağ sorunu, 20 yıldır bir çözüme kavuşamamış bulunuyor. Bu yüzden de, evlerini, köylerini terk etmek zorunda kalmış olan binlerce insan, 20 yıldır çok zor koşullar içinde mülteci hayatı yaşıyor.

Nasıl başladı?

Dağlık Karabağ sorununun başlangıç tarihi 1988. Ama biz daha öncesine gidelim. 1748-1805 yılları arasında, burada Penah Ali Han tarafından kurulan Karabağ Hanlığı hüküm sürmekteydi. 1805’te, Ruslar Karabağ Hanlığını kontrol altına aldılar ve 1813’te de, Gülistan Anlaşmasıyla ilhak ettiler. 1822 yılında Karabağ Hanlığı ortadan kaldırıldı. 1783’te Knez Potyomkin, Çariçe II. Katerina’ya yazdığı mektupta: “Fırsat bulunca Karabağ’ı hemen Ermenilerin kontrolüne vermekten ve böylece Asya’da bir Hristiyan devlet kurmaktan“ bahsetmekteydi. 19. yüzyılda, bölgeye Anadolu’dan ve İran’dan Ermeni göçleri yaşandı. Dönemin Rus tarihçilerine göre, bu süreç boyunca, en az 1.000.000 Ermeni Kafkasya’ya göç ettirilmişti. 1832 yılı resmi nüfus sayımında Karabağ bölgesinin %64.4’ü Müslüman %34.8’i Ermeni olarak kayda geçmiştir. Çarlık Rusyasının diplomatı Griboyedov Ermeniler için çalışıyor ve “talihsiz Ermeni kardeşlerimin yoluna başımı koymaya her an hazırım” diyordu.

Yine de, Dağlık Karabağ hep Azerbaycan sınırları içinde kalmaya devam etti. 1918 yılında kurulan ilk Azerbaycan Cumhuriyeti’nin içinde de Dağlık Karabağ varlığını sürdürdü. Sovyet dönemi öncesinde Ermeniler Dağlık Karabağ’da azınlıkta iken, Sovyet döneminde de gerçekleştirdikleri sürekli göçlerle, 1988’de nüfusun yaklaşık yüzde 75’ini oluşturur hale geldiler.

O tarihte, Sovyetler Birliği içinde Azerbaycan’a bağlı özerk bir bölge olan Dağlık Karabağ’ın Ermeni çoğunluğundaki Parlamentosu, Ermenistan Sovyet Cumhuriyeti ile birleşme kararı aldı. Ama, 1989 yılında, Kremlin, Dağlık Karabağ’ın bu kararını geri çevirip, bölgeyi yeniden Azerbaycan’a bağladı. Sovyetler Birliği’nin dağılmaya başladığı 1991 yılı sonunda, otorite boşluğunu fırsat bilen Ermeniler bu kez de Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ilân ettiler. Bu durum, Dağlık Karabağ ve Ermenistan ile Azerbaycan arasında silahlı çatışmaların da fitilini ateşlemiş oldu.

Dağlık Karabağ, 8 Mayıs 1992’de Ermeniler tarafından işgal edildi. Burada öldürülen Azerilerin sayısı 20 000’i geçiyor. Aynı yıl, 18 Mayıs’ta, Dağlık Karabağ ile Ermenistan’ı ayıran Laçin bölgesi işgal edildi. Ermeni saldırıları 1993’te de devam etti ve Kelbajar, Agdam, Fuzuli, Jabrayil, Gubatlı ve Zangelan gibi, Dağlık Karabağı çevreleyen bölgeler de Ermenilerin eline geçti. Sonuçta, bir çok insan yaşamını yitirdi, binlerce aile yurdunu terk edip mülteci oldu, ve 1994 yılından bu yana Azerbaycan topraklarının yaklaşık yüzde 20’si Ermeni işgali altında bulunuyor.

Aslında Karabağ ile Dağlık Karabağ’ı birbirine karıştırmamak gerekiyor. Dağlık Karabağ, 18000 km2 yüzölçümüne sahip Karabağ’ın içinde yer alan 4392 km2’lik bir bölge. Halen işgal altında bulunan Azerbaycan toprakları, Dağlık Karabağ ile çevresindeki diğer arazileri kapsıyor.

Kaçkınlar”

Halen, 9 milyon nüfuslu Azerbaycan’da 1 milyondan fazla göçmen yaşıyor. Yani ülkedeki her 9 kişiden 1’i mülteci konumunda. Azerbaycan’da mültecilere “kaçkın” diyorlar. Ülkedeki kaçkınların sayısı toplam nüfusun yüzde 13’üne denk geliyor. Bu insanlar 20 yıldır tam bir insanlık dramı yaşıyorlar. İçlerinde, yaşlananlar, sakat olanlar, kimsesizler ve işsizler var. Göçmen olarak doğan çocukların sayısı da sürekli artıyor.

Göçmenlerin üçte biri Bakû ve Sumgayıt şehirlerinde yoğunlaşmış durumda. Genellikle devletin tahsis ettiği sosyal mekânlarda yaşıyorlar. Bu mekânların alt yapıları ise, sağlıklı bir yaşam sürdürmeye yetmiyor. Azerbaycan toplumunda yoksul kesimin en alt tabakasını oluşturan göçmenlerin en önemli gelir kaynağı devlet yardımlarından oluşuyor.

Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki savaş, 1994 yılında, Rusların arabuluculuğu ile imzalanan ateşkesle durduruldu. Ardından, “Minsk Grubu” gözetiminde görüşmelere başlandı ve iki tarafı da memnun edecek çözümler arandı. Çözüm için çok sayıda öneri yapılsa da, henüz somut bir sonuca ulaşılmış değil. Bugün de, sorunların yakın bir gelecekte çözüleceğini söylemek zor.

Dağlık Karabağ’da artık hiç Azerbaycanlı yaşamıyor. Savaşın neden olduğu toplam ölü sayısı 30 bin. Sadece, Ermenilerin 1992 yılında yaptığı Hocalı katliamında 613 kişi öldürülmüş, 487 kişi de sakat bırakılmış. Savaş nedeniyle Azerbaycan’ın uğradığı maddi zarar ise 22 milyar doları buluyor.

Diplomat Atlas’ın kaynağına göre kaleme aldığım bu yazıda, umarım ki bu trajedi bir an önce, gerek bölge ülke grupları tarafından, gerekse bölgede aklı, vicdanı olan ülkeler tarafından son bulunmasında destek olunur, tarihsel gerçeklere dayanılarak yaşanan zulümler son bulur, her iki devletin halkıda mutlu ve huzurlu olsun. Bölgede barış ve hümanizm hakim olsun. Ki genelde halklar siyasilerin altında bir değersiz varlık gibi görüldüğünü düşünsem Dağlık Karabağ’ın hukuki statüsünün gerçek sahiplerine bırakılması zamanı gelmiştir. Ütopik bir hayal değildir bu. Dünyada imkansız diye bir şey yoktur diye düşünüyorum ben. Benim Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin ile röportaj yapma hayalim olduğu gibi. Devleti Yaşat ki İnsan Yaşasın, yada İnsanı Yaşat ki Devlet Yaşasın ikileminde devam eden bir trajedinin son bulması umuduyla halklara selam olsun. Bu konuda çalışmalarına dur durak bilmeden devam eden, Karabağ Azatlık Teşkilatı Başkanı Akif Nağı, bana her zaman dik duruşuyla örnek olamaya devam etmektedir. Karabağ Azatlık Teşkilatı Başkanı Doç. Dr. Akif Nağı’ya çalışmalarında başarılar dilerim.

Haber: Veysel Kavrayan

Eğitimci-Gazeteci-Yazar

[email protected]

24.10.2016 11:38 99 dəfə baxılıb